Android 17 Mart 2015, 23:47

Herşey Ericsson ile başladı

Sürekli bir devinim içerisinde hiç durmadan değişen, yenilenen teknolojinin adımlarına ayak uydurmakta güçlük çekiyoruz. Bunun en büyük kanıtı cep telefonlarımız. Daha çıkalı 20 yıl oldu ve biz neredeyse her yıl başka bir telefona geçtik. Benim ilk cep telefonu maceram samsung’lar apple’lar portakalda vitamin iken bu sektörün kralı olan Ericsson ile başladı. Adamlar ne yapmış bea, wuuuu diye hayretle ve merakla baktığımız alet bir cep telefonuydu ve bu bir Ericsson GA 628 di. Kablosuz telefon mu olur bu nasıl iletecek sesimizi diye meraklanırken merakımızı sim kart ve kontur terimleri giderdi. Bir kart vardı ve bu kartı takınca istediğimiz herkesi arayabiliyorduk tabi ev telefonlarını J . o zamanlar operatörler daha bizim oralara gelememişti. O zamanın ilki ve öncüsü olan Turkcell operatörü geldi ilk bizim oralara. Bizim ilçenin yüksek ve hakim tepesine demirden büyük bir anten diktiler. Tabi tüm bunların bir bedeli olmalıydı; kontör. İlk çıktığı zamanlarda; “Alo merhaba nasılsın? , iyiyim sen nasılsın?” deyip kapatmak bile asgari ücretle eşdeğerdi. Neyse kontur muhabbetine girmeyelim sinirleniyorum, muhabbet kart alıyorduk iki muhabbet bile edemeden kontör bitiyordu. Gelelim Ericsson GA 628 e dönemin ilk tuş takımının renkleri değişebilen (4 Renk) telefon idi kendileri. Ayrıca ilk mesaj okunabilen ve atılabilen telefonlar arasında olup 1 sıralık hesap makinesi ekranı gibi olan ekranda dünyayı ve geleceği görür gibi olduk.

ericsson GA628

Gelelim Abin 18 e(Ericsson A1018), Ericsson GA 628’in abisi olarak piyasada nam saldı, anteni GA 628’e oranla birkaç milim büyük olmasının sebebi de bu nedenden kaynaklanıyor olabilir. Ekran GA 628’i ikiye katlıyordu artık mesajları tek satırda değil iki satırda okuma şansı verdi bu telefon bize, yani “mesajın başında ne yazıyodu ya dur bi bakayım” deyip mesajın başıyla sonu arasındaki bağlantıyı bu telefonla daha iyi sağlayabiliyorduk. Şebekeden gelen sinyalleri gösteren yanıp sönen yeşil ışık ise müthiş bir görsel yenilikti. Ericsson kendi logosunu göstere göstere koymuştu bu telefonda ahizenin hemen yanına. O zamanların popüler telefonu olan Ericsson A1018 iyi prim yapmıştı ama tahtını 2000 lerin telefon devi Nokia’ya bırakmak zorunda kaldı.

ericsson a1018

Herhalde daha önce kullanmayan yoktur, herkesin elinden geçmiştir mutlaka, ismini duymayan yok; Nokia 5110. Boyut bakımından Ericssondan biraz daha küçük olması tasarımının daha cazibeli olması bi albenisi olması ve en önemlisi oyunları, onu diğerlerinden ayıran özelliklerinden sadece birkaçıydı. Anten artık küçülmeye başlamıştı onunla. Mercedes amblemini andıran ahizesi ve ahizenin hemen yanında bulunan açma kapama tuşu onu tasarım olarak bi tık öne geçirmişti. Kullanım kolaylığı ve sadece 4 tuş ile bütün fonksiyonların kontrol edilmesi ise onu tasarlayan mühendislerin az laf çok iş sözünü benimsediklerini gösteriyordu. Yılan oyununu ilk olarak bu telefon ile oynadık ve yılların efsane oyunu olmuştu. Şimdiki cep telefonlarımız ile en gerçekçi oyunları en maceralı oyunları oynasak da yılan oyunundaki macerayı aksiyonu heyecanı hiçbiri yaşatamaz. Hiç unutmam bu modelin bi üst modeli olan 6110 vardı onda kızılötesi özelliği koymuşlardı antenin hemen yanına biz de arkadaşlar arasında tartışıyorduk çok büyük bir teknoloji gelmişti onunla diye ne işe yaradığını bilmediğimiz kızılötesinin direkt uyduya bağlandığını ve şebeke olmadan da görüşme yapılabiliyor diye düşünüyorduk.(oysa ki kızılötesinin ne işe yaradığını öğrenince bütün hayallerimiz yıkılmıştı “kızılötesi; kızılötesi özelliği olan telefonların birbirine veri aktardığı alet”miş bu arada.) Ne günlerdi be. Bir de meşhur Nokia melodisi o günlerde kulaklarda yer edinmişti. Efsaneyi yâd ile anıyoruz.

nokia 5110

Efsane… Günümüzde Takoz diye tabir edilen ama şanı ünü hala dillerde olan efsane telefon; burdan duyar gibi oldum; Nokia 3310. Benim efsaneyle yıldızım barışmadı, pek fazla kalmadık birbirimizde yaklaşık 1 ay dayanabildim. Ama 1 ayda baya memnun kaldım ondan. 5110 un kullanım kolaylığı bunda da olduğu için sevmiştim, ha birde o zamanın ilk antensiz telefonu idi o yüzden  artısı büyüktü bende. 3310 dan sonra artık antensiz telefon furyası çıktı, artık start verilmişti, telefon yarışında bir sürü model ardarda geldi bende takip edeyim dedim ama Nokia dan vazgeçmedim.

nokia 3310

Sırada karakalem duvar kağıtlarının, melodilerin kendimiz tarafından yapılabildiği Nokia 2100; 3310 da meşhur olan ekrandaki görüntü devri bu telefonu aldığım zamanlar modaydı artık şarkılar melodi olabiliyor, kendimiz melodi yapabiliyorduk duvar kağıtlarımızı kendimiz tasarlayabiliyorduk. Birde televizyonlarda kontör karşılığı alınabilen duvar kağıdı ve melodiler yok mu az paramız gitmedi onlara. Şimdi bakıyorum da eskiden kafayı çalıştıran çok çabuk köşeyi dönebiliyormuş. Bu telefonun aklımda kalan en önemli iki noktası vardı biri arkasındaki tüp şeklinde fotoğraf konulabilen yeri ve yan tarafında bulunan iple anahtar gibi takılabilecek yeri. Tam sevgili telefonuymuş aslında, sevgililer birbirlerinin fotoğraflarını telefonun arkasına koyup bakmalık bi telefon 2100 bir nevi görüntülü görüşme düşüncesi bu telefonda atılmışa benziyor.

nokia-2100_kapak

Cilalı Polifonik Devri; Nokia 2300. Dıt dırı dıt dıt melodilerin yerini bir üst klasman olan folifonik aldı. Pek bi farkı yoktu monofolik melodilerden ama değişik bi sesti polifonik melodiler, kulağımızın pasını aldılar. Onun ilk örneklerinden olan Nokia 2300 kelebek tuş takımıyla pembe mor renkleriyle dört tarafa yönlenebilen orta tuşuyla dikkat çekmeyi başarmıştı. Deneyimlerimin arasına giren bu telefonla 3 ay geçirdik melodiler şarkılar besteledim ama telif hakkını alamadığım için kayboldular gittiler.

nokia 2300

Hello Moto! Telefon dünyasının devlerinden biri olan fakat ülkemizde bi türlü tutturamayan motoroladayız şimdi. Motorola C 113; öğrencilik zamanları malum meteliğe kurşun atıyorduk. Sadece konuşmalık bi telefon arıyordum cep telefocuların şimdiki gibi 5 metre aralıkla dükkan açtığı ilk zamanlardı bir önceki telefonum bozulmuştu yaptırmak aynı fiyata gelince motorola C113’ün sıfırını alsam daha iyi dedim sıfır bu telefonu aldım. Sadece alo diyordum bi de mesaj atıyordum başka da hiçbir işe yaradığını görmedim ha bi de avuç içi kadardı cebimde bile bulamıyordum bazen.

Motorola-C113

Sonra dedim ki Benim sadık yârim Nokiadır Nokia;  Nokia 6220 uzun kullandığım telefonlardan biri oldu eski toprak. Kameralı telefonların ilk çıktığı zamanlardı öyle bir heves ettim ki ilk 1 hafta fotoğraf çekmekten şarj dayanmıyordu. Fotoğraflar da fotoğraf olsa ilk okulda pastel boya ile yaptığımız resimlere benziyordu çektiğim fotoğraflar. O zaman 1.3 megapixsel demek şimdinin 18 megapiksel DSLR Fotoğraf makinesi demekti. Tabi VGA çözünürlükte bi kamera bile cepte çok büyük bir adımdı. Neil ARMSTRONG’un aya attığı ilk adım neyse cep telefonlarına kamerayı koymakta aynı adımdır bence. Renkli ekranlar trend oldu o aralar kameralı telefon ise zenginlik belirtisiydi. Şimdi ise arıyorum o fotoğrafları keşke depolayabilseydim o fotoğrafları, şimdiki full HD çözünürlükteki fotoğraflardan daha çok anlam taşıyordu onunla çektiklerim. Ses kayıt vardı bu telefonda ilk gerçek ses teknolojisini bu telefonda kullandım. Hoparlör vardı artık müzik radyo dinleyebiliyordum. Hafızası çok düşük olduğu için Mp3 yükleyemiyordum fakat AMR ses biçimiyle kayıt ettiğim şarkıları dinleyebiliyordum ve bu benim bu telefona ilgimi iki kat daha artırdı. Az özellikle çok mutlu olduğum telefondu 6220.

nokia 6220

Onun yeri bambaşka; Nokia 6230. 6220 den sonra Nokia bu işi biliyor dedim ve Nokia’nın 60 serisinden yürüdüm. 6220 ye kıyasla renkli ekran biraz daha renkli hafıza kartı takılabildiği ve Mp3 dinleyebildiğim için ve en önemli özelliği 6220 den azıcık daha kaliteli fotoğraf çektiği için aldım bu telefonu ve hala hatıralar kutumda saklarım kendisini. Neredeyse 3 sene geçirdim bu telefonla telefonluktan çıkıp bi arkadaşım olmuştu resmen. Acımı tatlımı sevincimi hüznümü herşeyimi onunla öğrendim onunla paylaştım. Bu telefonun özelliklerini filan söylememe gerek yok internette orda burda heryerde var ama tek kelimeyle anlatırmısınız bu telefonu derseniz; harika.

nokia 6230

Her zaman demişimdir Klasikler her zaman iyidir; Nokia 6220 Classic. Efsane geri döndü desek yeridir. İlk renkli ekranlı ve kameralı telefonum olan 6220’nin “-zamanla teknolojinin hızına yenildim ama dönüşüm muhteşem olacak” dediği modeldi 6220 classic. O zaman selfie yoktu ama görüntülü görüşme devri çıkmıştı bu yüzden ön tarafında VGA çözünürlükteki kamerası ile görüntülü görüşmeyi destekleyen 6220 Classic arka kamerası ile de şaşırtmıştı. Carl Zeiss gibi dünya markası lensler kullanılmıştı bu telefonda, bu lensleri korumak için ise fotoğraf makinesinde kullanılan lens koruyucu kapak kullanılmıştı. Ve fotoğraf makinesi gibi flaşı ise bu telefonun diğerlerinden çok çok farklı olacağını gösteriyordu. İlk defa GPS terimini bu telefonda duymuştum. Navigasyon vb gibi bir sürü özelliğiyle piyasayı sallar demiştim ama bu da dedesinin kaderine mahkum oldu. Daha 6 ay olmadan telefoncularda 5. El telefon olarak satılmaya başlandı.

Nokia-6220-Classic

Sürgülü ve öfkeli; Sony Ericsson W995. Hep özenmişimdir sürgülü telefona. Telefon geldiğinde şırak diye açıp kapatmak kadar karizmatik duruş yoktu benim için. Ama havamı aldım, sürgülü kapak hiç o kadar da iyi bişey değilmiş, sürgü 4 ayda mort oldu. Ama yine de muhteşem telefondu. Mesela ön kamera iyiydi arka kamera herkes 5 Mpx kullanırken bende 8.1 Mpx kamera vardı. Telefonun en önemli özelliği ise sony’nin uzmanlık alanı olan Walkman. Ses sistemlerinin uzmanı sony bu telefonda konuşma yapmayın müzik dinleyin dedirtiyor.

Sony-Ericsson-W995

İlk dokunuş; Nokia C-6 01 . Yine Yeni Yeniden Nokia. Tuş çağı kapanmış dokunmatik çağı açılmıştı artık. Çok direnmiştim dokunmatik telefon almamak için, “-dokunmatik telefon mu olur nasıl kullanacaksın onu öyle” dedim. Ama biraz araştırdım aslında teknolojinin nimetlerinden biriydi bu dokunmatik ekranlar. Nokia’nın ilk dokunmatiği 5800’ı gördükten sonra dokunmatik daha gelişecek dedim. Biraz araştırma soruşturmadan sonra dokunmatik ekranların rezistif ve kapasitif olmak üzere ikiye ayrıldığını öğrendim. Sonra C6-01’i keşfettim özellik olarak kriterlerime uygundu. 5800 gibi basmatik (rezistif) dokunmatik değildi. Nokiaların malzeme kalitesini malum 3310(takoz) dan biliyoruz. Bu telefonda aşmışlar kendilerini; telefon çerçeve ve kasası metaldi, ekran ise o zaman daha adı sanı bilinmeyen corning gorilla glass’ın (kırılmaz ve çizilmez) camlarından idi. Sonra ne olduysa piyasaya samsung ve apple girdi piyasanın ipini ellerine aldılar. Nokianın mühendislerinin parasını mı vermediler yada ssk’sını mı ödemediler bişeyler oldu anlamadık ama telefonlar biraz geriden gelmeye başladı, kalite düştü, piyasanın gerisinde kaldılar şimdi ise Microsoft almış nokia’yı ama Nokia ismini kullanmıyorlar artık. Nokia tarihin tozlu raflarındaki okunmayan roman kitaplarının arasındaki kurumuş gül yaprağı gibi soldu gitti ama herkesin aklına kazındı ve efsaneler hiç unutulmayacak.

nokia-c6-01

Milat, Akıllı Telefonlar; Samsung S3 Mini; androide MİNİk bir adım. Bu Benim için küçük ama insanlık için çok büyük bir adım.(e.ÇELİK) Pardon geldik mi? Bu müthiş serüvende bende kayboldum gittim. Android dünyasına çok geç kalmıştım farkındaydım herkes Google play store’dan uygulama indirip binlerce oyun oynarken ben “evinizde çocuklar televizyonun karşısına dizilmiş oturuyorlar karşısında reklamlara çıkan çocukların ellerinde android telefonlar birbirlerine uygulama gönderiyorlar birbirleriyle oyun oynuyorlar şakalaşıyorlar, o çocuk aklından geçiriyor benimde bir android telefonum olsa benim de bir samsungum olsa diyor anne bana niye almıyorsun diyor bizde niye yok” diyordum J  Sonra hiç sevmediğim samsung telefonu aldım. Nokia’dan alışık olduğum malzeme kalitesi bunda yoktu ama benim için önemli olan içeriğiydi. Google dünyasına çok geç kaldım pişmanım.

samsung S3 mini

G3 PİYADE TÜFEĞİ PARDON AKILLI TELEFON. LG nin Son silahı, amiral gemisi. 13 Mpx kamerası lazer odaklama teknolojisi, 5.5 Quad Hd ekranıyla 534 PPI ekran çözünürlüğüyle 3 gb ram 2500 Mhz hız…….. gibi bir ton özelliğiyle piyasaya iyi bir dalış yaptı. Tabi herkesin olduğu gibi benimde dikkatimi çekti almaktan alıkoyamadım kendimi, iyi ki de almışım ilk defa bi teknolojiyi anında takip edip aldım ama bundan sonra almam ekonomik olarak çok dezavantaj bi durum nedenini sorarsanız ilk çıktığında 2000 tl üzeri olan bi telefon, aradan birkaç ay geçtikten sonra 1500 tl ye alabiliyorsunuz. Telefonu her yönden çok beğendim beklentilerimi karşılıyor tavsiye ederim.

lg-g3

 

Telefon dünyamdaki gezintimde, bu kısa metrajlı film tadındaki bu yazımda nerden nereye geldik neydik ne olduk ve yüzyılın icadı denilebilecek cep telefonlarının hayatımızdaki yeri ve önemini anlatmaya çalıştım. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazar Bilgileri

emrah emrah4334@gmail.com
teknoloji yazarı.

Benzer İçerikler

Yorum Yap